, , , ,

Düzenli Meditasyon Yapınca Ne Olur?

Batı’da bizler müthiş bir koşuşturmanın içindeyiz. Pek çoğumuz sabahları alarm sesi ile uyanıyor ve daha sonra elimizde kronolojik zamanla önceden belirlenmiş bir “Yapılacaklar Listesi” ile bir savaşçı edası ile kendini başlayacak günün içine “atıyor”.

Günler, haftalar, aylar birbirini takip ediyor.

Şu cümleyi günleri kendi kendimize veya arkadaşlarımıza kaç kez söylemişizdir:

  • Bu haftanın nasıl geçtiğini anlamadım, cuma gelmiş bile…

Ya da her yıl ekim kasım aylarına geldiğimizde şunu şaşkınlıkla söylemiyor muyuz?

  • Bu sene de geçti. Nasıl geçti anlamadım!

İnceleme Önerisi:

 

Maalesef anlayamıyoruz, saatlerin, günlerin, haftaların, ayların, yılların nasıl geçtiğini…

Çünkü elimizdeki kutsal yapılacaklar listesini tamamlamaya çalışmakla fazlasıyla meşgulüz.

Liste uzun, liste zor, listedeki maddelerin yanına “yapıldı” diye tik atıldığında anında yeni yerine yenisi beliriyor.

Daha mutlu, daha başarılı, daha huzurlu, daha neşeli, daha güzel, yakışıklı, daha beğenilen, daha verimli olabilmemiz için yapmamız gerekenler…

Elbette tüm bunları gerçekleştirebilmemiz için de durmadan çalışmamız, bedenen ve zihnen aktif olmamız, devamlı orta, kısa, uzun vadeli planlar yapmamız gerekli.

Bizde ne derler bilirsiniz:

  • Durma, düşersin…

Durmadan hep ileri doğru bakarak, geleceği bugünden kurmak için devamlı çalışmak…

“Bunun nesi kötü?”, diye sorabilirsiniz

Hemen söyleyelim:

Tüm bu tempo içinde kendimizi, içinde bulunduğumuz anı, o anın olası güzelliklerini, o andaki fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarımızı ve daha nicesini gözden kaçırıyoruz.

Hep daha iyisini başarmak için çalıştığımızda ya da günlük hayat içinde oradan oraya savrulduğumuzda fiziksel ve duygusal açıdan kendimize zarar verecek şekilde yoruluyoruz.

 

Bir Tibet atasözü şöyle der:

“Sen dakikalarınla ilgilen; saatler, haftalar, aylar, yıllar başlarının çaresine bakar.”

İşte bu atasözünde “dakikalarınla ilgilen” tavsiyesini meditasyon yap diye tercüme edebiliriz.

Yani yazar burada diyor ki; sen ilgini, dikkatini içinde bulunduğun “an”a yöneltirsen, saatlerin, haftaların, ayların, yılların zaten sağlam bir temele oturur.

 

Nasıl mı?

Gelin beraber bakalım ve tekrar soralım:

Düzenli Meditasyon Yapınca Ne Olur?

 

  1. Dikkatimizi içinde bulunduğumuz ana getirmeyi öğreniriz:

Harvard Üniversitesi günümüzde Mindfulness araştırmaların yoğun bir biçimde yapıldığı bir merkez haline geldi.

Üniversitede 2250 kişi arasında yapılan bir araştırmada katılımcıların %47’sinin zihninin içinde bulundukları anın dışında, tamamen başka bir yerde olduğunu gösteriyor.

Bu demek mi?

Yani bedenen bir yerdeyiz, zihnen ayrı bir yerde…

Bedenen bir işle meşgulken zihnen başka bir işin peşindeyiz.

Kendimizi adeta otomatik pilota almışız, öylesine ezbere yaşıyoruz.

Evini toplarken, alışveriş yaparken vs. bu dediğimiz olabilir de, çocuğumuzla vakit geçirirken, bir raporu bitirmeye çalışırken, arkadaşlarımızla beraber yemek yerden aslında “orada” olmamak yaşadığımız anla bağlantı kurmadığımız/kuramadığımız anlamına geliyor.

Tıp doktoru Bessel von der Kolk’un çok önemli kitabı “Beden Kayıt Tutar”da anlattığı gibi beynimiz gerçekle hayali birbirinden ayıramıyor; zihnimizde yaşadıklarımızı gerçekmiş gibi algılıyor.

Bu yüzden de bedenen ve zihnen yaşadıklarımız birbiri ile örtüşmediğinde ortaya sistemimiz için bir kargaşa çıkıyor.

Meditasyon pratiklerinde ise bilinçli ve iradi bir biçimde dikkatimizi içinde bulunduğumuz ana getirerek aslında çocukluğumuzun ilk dönemlerinde bildiğimiz ama daha sonra unuttuğumuz önemli bir şeyi kendimize yeniden öğretiyoruz; içinde bulunduğun anda olduğu fark et.

Bir çocuk oyun oynarken sadece oyun oynar; bir saat sonra yiyeceği yemeğin hazırlıklarını düşünmez.

İşte bu hal oldukça kıymetlidir.

İçinde bulunduğun anda olduğu bil.

Meditasyon pratiği yaptıkça gündelik hayatımızda da bu yeti biz farkına varmadan her anımıza nüfus edecektir.

 

Uygulama Önerisi: Nefes Farkındalığı Meditasyonu

 

  1. Dinlenmeyi öğreniriz

Bir gün içinde binlerce dış uyarıcıya maruz kalıyoruz.

Reklamlar dört bir taraftan üstümüze yağıyor.

Ailemiz, iş arkadaşlarımız, dostlarımız, kim olduklarını bilmediğimiz ama bir şekilde iletişim içinde olduğumuz onlarca insanla beraber yaşıyoruz.

Sosyal medya aracılığı ile yüzlerce mesaj, haber ve görsel zihinlerimizde yerlerini alıyor.

Tüm bu dış uyarıcılar bizi mutlu ediyor, bizi kızdırıyor, bizi endişelendiriyor, bizi kıskandırıyor…

İşte meditasyon pratiği ile bu dış uyarıcı akışının sistemimize akmasını bir süreliğine de olsa durduruyoruz. Şalteri bir süreliğine de olsa kapatıyoruz ki sessizliğin, boşluğun tadını çıkaralım.

Sessiz ve hareketsiz kalmak başlarda korkutucu gibi gelebilir ama yumuşak ve ısrarlı bir tavırla meditasyon pratiğimize devam ettiğimizde sessizliğin tadına varıyoruz.

Sistemimizin hafızası limitsiz değil; bu kadar koşuşturmayı, hareketi, sosyalleşme içinde bulunmayı kaldıramıyor.

Düzenli bir biçimde her gün onu dinlendirmemiz gerekiyor.

İşte bu dinlenmeye meditasyon diyoruz.

 

Uygulama Önerisi: Farkındalık Çarkı Meditasyonu

 

  1. Kendimizi tanırız

Hani “Meditasyon yaptığımda aklıma sürekli beni endişelendiren düşünceler geliyor” diyoruz ya, aslında bu tür düşünceler biz meditasyon yaptığımızda aklımıza gelmiyor; onlar sadece meditasyon pratiği sırasında net olarak görünür oluyorlar.

Bizi endişelendiren düşünceler varsa hep bizimleler…

Meditasyon pratiği sırasında bu yüzden zihnimizden geçen düşünceleri durdurmaya çalışmıyoruz ki, onların ne olduğunu, içeriklerini tam olarak görebilelim.

Günlük hayatımızda bir konu bizi endişelendiriyorsa çoğumuz bu duygumuzu ya bastırmaya çalışırız ya da devamlı o konu hakkında düşünerek, enerjimizi tamamen ona yönlendirerek olayı iyice dallandırıp budaklandırırız.

Meditasyon pratiğinde ise zihnimizden geçen düşüncelerin peşine takılmadan sadece onlara tanıklık ederiz.

Meditasyon sırasında zihnimizden geçen düşünceler günlük hayatta da zihnimizden geçiyor.

Onlara tanıklık etmek aslında kendimize açılan bir kapıdan geçmek gibi.

 

İnceleme Önerisi:

 

  1. Zorlu duygularla kalabilmeyi öğreniriz

Endişe demişken buradan devam edelim…

Diyelim ki meditasyon pratiği sırasında zihninizde sizi rahatsız eden bir düşünce fırtınası çıktı:

-Ocağın altını açık mı unuttum?

-Annemi bugün hiç aramadım…

-Çocuk matematik sınavına hiç hazır değil, onla oturup bir çalışsam mı?

-Bana neden bugün hiç mesaj atmadı? Acaba en son kaçta çevrimiçi oldu?

 

Böyle düşüncelerin baştan çıkarmasıyla meditasyon pratiğimizi bırakıp bu düşüncelerin peşinde savrularak bazı eylemlerde bulunabiliriz.

Ya da…

Zihnimizden geçen düşüncelerin peşinde savrulmayız ve meditasyonumuza devam ederiz.

Günlük hayatımızda da bizi çok kızdıran bir kişiye anında cevap verebiliriz ya da içinde bulunduğumuz durumu net olarak idrak etmek için kendimize gerekli zamanı tanıyıp hazır olduğumuzda bize hizmet edecek bir cevap veririz.

Bir kişi ya da olay tarafından tetiklendiğimizde o anın zorlayıcı etkisinden bir an önce kurtulmak için aksiyon almak isteriz ama işte bazen aldığımız o aksiyon daha sonrasında bizi mutlu etmez.

 

Okuma Önerisi: Meditasyonun Faydaları

 

Meditasyon pratiği ise zorlayıcı duygular ile kalabilme kapasitemizi arttırır.

Meditasyona başlamadan önce yemeğin altını açık bırakmadığınızdan emin olun tabii.

  1. Her şeyin geçiciliğini öğreniriz

Meditasyon pratiği sırasında bazen kendimizi çok iyi hissederiz; tam “Şu anda çok mutluyum” diye düşünürken hop aklımıza ay sonunda ödeyeceğimiz faturalar gelir ve büyü bozulur.

Faturaları düşünmek yerine dikkatini nefese getirerek kötü bir sarmalın içinden çıkılır ki, ayakta yavaş yavaş başlayan bir uyuşma kendini gösterir, tekrar nefese dönülür, tam bu sırada dışardaki kuşların insanı mest eden cıvıltıları fark edilir, bir korna sesi devreye girene kadar kuş cıvıltılarından mest olunur…

Bir meditasyon pratiği sırasında onlarca şey olur ve şunu net bir biçimde görürüz:

-Hiçbir şey sonsuza kadar sürmez.

Yaşamın içinde de ne mutsuzluklar ne de mutlu olunan anlar sonsuza kadar sürer….

Bize düşen şey ise:

Mutluyken, mutluluğun doyasıya keyfini çıkarmak…

Mutsuzken, mutsuzluğumuzun eninde sonunda geçeceğini bilmek…

 

Çağla Güngör

yogabiz.pro