, ,

Hediye Alma Sanatı – Aslında Bu Bir Bağ Kurma Sanatı

Bazı insanlar hedefi tam ortasından vurarak hediye almayı başarırlar.

Özellikle yaş günlerinde bu özelliğe sahip kişilerin farkı hemen ortaya çıkar; herkes teker teker hediyesini verir. Hediyeleri açan yaş günü sahibi, açtığı her bir hediyenin sahibine kibar kibar teşekkür ederken, birden ondan bir sevinç çığlığı duyarsınız. Çığlığı, içten olduğu çok belli şu cümleler takip eder, “Bu çok güzellll” veya “Nerden bildin? Bunu o kadar çok istiyordum ki!” ya da “Tam, tam, tam benlik”.

Nasıl başarıyorlar sizce?

Bazı insanlar içinse birine hediye alma düşüncesi bile işkence gibidir. En yakınlarına, hatta beraber oldukları kişiye bile hediye almak onlar için imkansızdır. Konuyla ilgili danışmanlık almak için birilerini ararlar, mağazalardaki satış görevlilerine çaresiz gözlerle bakarlar.

Bir tarafta çok iyi hediye seçenler, diğer tarafta ise başkalarının fikrinden medet umanlar.

Peki armağan verdikleri kişiye uygun, onu mutlu, iyi hissettirecek, kullandıkça değerlenecek bir hediye seçmeyi başaran kişilerin formülü ne?

Belki de “Nasıl bu kadar iyi hediye seçmeyi başarıyorsun”, diye sorsan cevabı bilmezler… Sanki doğal bir yetenekleri var bu konuda, ayrıca çok da yaratıcılar.

Size bu kişilerin sırrını söyleyelim;

Aslında o insanlar sadece çok iyi hediye seçmekle kalmıyorlar, aynı zamanda çok iyi dinleyiciler, biriyle sohbet ederken dikkatleri tamamen sohbet ettikleri kişide. Özenli ve karşılarındaki kişiye emek vermekten zevk alıyorlar. Özenliler, hediye almayı üstlerine yapışan bir görev gibi görmüyorlar, ne hediye alacaklarını üstünde düşünmeyi seviyorlar. Çünkü size bir şey söyleyelim mi? “Ne hediye alsam?” diye düşünmek, aslında hediye alacağınız kişi üstünde düşünmek demek.

Size belki tuhaf gelecek ama konuyu Mindfulness yaklaşımı ile inceleyebiliriz.

İçinde bulunduğumuz anı açık farkındalıkla, yargılamadan ve şefkatli bir tutumla deneyimlemek demek olan Mindfulness’ı iyi hediye seçmek için kullanabilir miyiz?

Cevabımız her dilde evettt….

Her şeyden önce iyi hediye seçmek öyle bir anda yapılacak bir şey değildir. Karşımızdaki için iyi hediye seçmek bir birikim işi. “Anların” birikimi…

Hediye alacağınız kişi kim, onu gerçekten tanıyor musunuz?

Karınız, kocanız, sevgiliniz, çocuğunuz, anneniz, babanız, yakın arkadaşınız olabilir. O kişi ile yıllar geçirmiş, beraber pek çok olay yaşamış olabilirsiniz. Belki her gün onu görüyorsunuz. Birlikte bir hayat rutininiz var. Onun hakkında her şeyi biliyorsunuz.

İnsanlar değişir. Hepimiz değişiyoruz, yıllar geçtikçe, hayat önümüze yeni yeni deneyimler koydukça değişiyoruz… Aynı evi paylaşsak bile, sabah uyanıyoruz ve her birimiz ayrı yerlere dağılıyoruz. Sonra tekrar bir araya geliyoruz.

Beraber olduğumuz insan aynı kalmıyor, annemiz babamız, değişiyor, çocuklarımız büyüyor, gelişiyor, arkadaşlarımız keza…

Biz ise sanıyoruz ki etrafımızdakiler hep aynı. Mesela annemizin hayatta en önem verdiği şey çocuklarının mutluluğu. Arkadaşımız için ise işteki başarısı… Çocuğumuzun en sevdiği renk pembe, babamızın en sevdiği yemek mantı…

Ama işte anneniz artık büyütmüş çocuklarını, seramik yapmak istiyor, arkadaşınız yükselebileceği kadar yükselmiş, o kadar çalışmış ki artık biraz kendine zaman ayırmak istiyor, çocuğunuz artık 20 yaşında, elinde asası, balerin tütüsü ile gezdiği günlerin üzerinden yıllar geçmiş. Babanız artık hamur yemek istemiyor, midesini çok ağrıtıyor hamur, üstelik vejeteryan olmakla ilgileniyor.

Ve biliyor musunuz en yakınımızdakinin bile bu değişimlerini gözden kaçırmak, bu değişimlere tanıklık edememek çok olası.

Bu değişimler çok büyük olmayabilir. Tercihlerimiz, öncelliklerimiz, beğenilerimiz büyük harflerle değişmeyebilir. Tüm bunları fark etmek, yargılamadan, şefkatle kabul etmek, işte bunlar hep Mindfulness

Bazen bırakın yanımızdakini, kendimizin bile ne kadar değiştiğini bilemiyoruz. Diyoruz ki ben buyum ben şuyum, çünkü arşiv zihnimizde bilgiler böyle. Gerçek böyle mi? Olmayabilir!

Biz eğer karşımızdakiyle arşiv zihnimizle, yargılarımızla, onunla ilgili düşüncelerimizle ilişkiye girersek aslında o kişi hayatının o döneminde gerçekten kim kaçırabiliriz.

Tam isabet bir hediye almak aslında karşımızdakiyle bağ kurmaktan geçiyor. Onunla gerçek anlamda ilişkide olmakta. Onu gerçekten dinlemekle. Karşımızdaki hayatının bu aşamasında gerçekten neyle ilgileniyor, neden hoşlanıyor, onu ne destekler, neye ihtiyacı var?

İyi bir hediye nasıl alınır diye arama motorlarına sorarsanız karşınıza şöyle maddeler çıkacaktır ki hepsi son derece işimizi kolaylaştıracak sorular;

  • Hediye alacağınız kişinin cinsiyeti
  • Hediye alacağınız kişiyle yakınlığını
  • Hediye alacağınız kişinin yaşı
  • Bütçeniz
  • Hediye alacağınız kişinin zevkleri

İşte bu son maddede devreye Mindfulness giriyor. Hediye alacağımız kişinin zevkleri, gerçekten ne? Bu soruya dair aklımıza gelen düşünceler, fikirler gerçekten bu “ana” mı ait?

Bunu bilebilmenin tek yolu aslında karşımızdaki ile bağ kurmak. Bağ kurmanın yolu, içtenlikle dinlemek, onla iken dikkatimizi, ilgimizi ona yöneltmek, yargısızca karşımızdaki ile kalabilmek.

Birine hediye almak özel bir şeydir. O kişi çok yakınımız olmayabilir ama eğer yakın olmasak bile hediye alacağımız bir konuma geldiysek o kişiye dair neler biriktirmişiz bugüne kadar? Buna bir bakmak faydalı olacaktır. Ve biliyoruz o kişiye dair? Peki bildiklerimizi herkes biliyor mu?

Kedilere aşık bir arkadaşımın yaş günü yaklaşıyordu…

Bir gün hep beraber bir yerde otururuz, başka bir arkadaşım sordu, “Ya sana ne alalım? Sen söyle. İşe yarar bir şeyler alalım”. “Kedili tişört almayın da, ne alırsanız alın, evde onlarca yaş günlerimde alınan bir yığın kedili tişört var”, dedi garibim. Meğerse yıllarca kedi seviyor diye her yaş gününü pek çok kişi kedili tişört alıyormuş ona.

İyi hediye almak puzzle çözmek gibi aslında. Dikkatinizi, ilginizi karşınızdakine verdiğiniz, onu yargılamadan anlamaya özen göstererek geçirdiğiniz her bir anın bir araya gelerek size verdiği bir ilham…

Böyle bir dikkatle karşınızdakiyle kalabildiğinizde onun söyledikleri, bazen tek bir kelime bile olsa size yol gösterecektir. Sporla, hareketle hiç ilgisi olmayan kırk yıllık arkadaşınız size belki laf arasında “Sırtım ağrıyor” diyecek, işte size bir fırsat; ona yoga stüdyosunda üyelik ya da bir masaj seansı hediye edebilirsiniz. Ya da çok yakından tanımadığınız iş arkadaşınız belki bir öğle arasında doğal kokuların ona ne kadar iyi geldiğini söyleyecek ve işte bir ay sonraki doğum gününde size yaratıcı bir hediye fikri, Palo Santo veya tütsü seti.

O öğle yemeğinde bedenen orda olmanıza rağmen, zihnen başka bir yerde olsaydınız bu cümleyi kaçıracaktınız…

Peki hiç düşündünüz mü en yakınlarınızla bile beraberken onları gerçekten ne kadar duyuyoruz, ne kadar farkındayız?

Elbette hediye seçmekte zorlananları bağ kuramamakla, etrafındakilere özen göstermemekle suçlamıyoruz ama diyoruz ki iyi hediye seçebilmek için, iyi bir dinleyici, iyi bir gözlemci olmak gerekli. Karşısındakiyle taze bir ruh ile ilişkiye geçebilmek…

Dolayısıyla evet hediye alacağımız kişinin yaşı, bize yakınlığı, cinsiyeti (belki), bütçemiz hediye alırken işimizi kolaylaştıracak önemli kriterler olabilirler.

Peki ya şu sorulara ne dersiniz?

  • Şu anda ne seviyor?
  • Şu anda onu ne mutlu eder?
  • Şu anda neye ihtiyacı var?
  • Ben hediyem ile ona ne demek istiyorum?

Tüm bu şıkların cevapları ilk bakışta çok belirsiz görünebilir. Ama aslında her biri hediye vermek istediğiniz kişiye apayrı hikayeler sunabilir.

Hediyemiz ister somut bir obje ister bir deneyim olsun, verdiğimiz kişiye belki bir süreliğine belki de ömür boyu eşlik edecek. Biz bu eşlikte neyi temenni ediyoruz?

Verdiğimiz hediye aslında karşımızdakine bir temenni, öyle değil mi?

Hediye ettiğimiz Palo Santo’nun kokusu aslında onun için bir temenni, bileğinden hiç çıkarmayacağını umduğumuz Sandal Ağaçlı Bileklik aslında onun için tuttuğumuz bir niyet,
annemize yıl başında hediye ettiğimiz meditasyon eğitimi, annemiz için yeni bir kapı açma isteği.

Ama işte tüm fikirler ilhamını hediye alacağımız kişiden almalı. Onların bir lafından, bir cümlesinden, belki de kendileri bile farkında değil…

Duyabiliyor musunuz o cümleleri?

 

 

Çağla Güngör

Mindfulness Eğitmeni