Bugünlerde en çok duyduğumuz kavramlardan biri Mindfulness. Peki nedir Mindfulness?
Her derde deva mıdır? İnsanlığın ihtiyaç duyduğu sihirli asa mı? Sonsuza kadar mutlu, huzurlu olma sanatı mı? Yoksa bir kandırmaca mı? Bir kapitalist oyunu, para tuzağı mı?
Ne, ne ne?

Mindfulness Nedir?

Mindfulness, içinde bulunduğumuz anı, açık farkındalıkla, yargılamadan ve şefkatle deneyimlemektir. Bir deneyimleme biçiminin Mindfulness olabilmesi için, bu üç ögenin yani ‘açık farkındalık, yargısızlık ve şefkatli yaklaşımın’ benimsenmesi gerekir. Şefkatsiz bir farkındalık ve yargısızlık olmayacağı gibi, yargısız bir tutum ve farkındalık barındırmayan şefkatli tutum da eksiktir. Üç özellik birbirini tamamlar, iç içe geçer, bütünler zenginleştirir ve yeni bir ‘deneyimleme’ biçimi oluşturur.
Gelin bir kez daha tekrar edelim;

Mindfulness= Açık Farkındalık+ Yargısız Tutum+ Şefkatli Yaklaşım
Şimdi teker teker bu kavramları ve bu kavramların içine yerleştireceğimiz Otomatik Pilot ve Arşiv Zihin tanımlamalarını inceleyelim. İlk durağımız;

Açık Farkındalık Nedir?

Açık farkındalık, bir olay gerçekleşirken, bir duyguyu yaşarken ya da herhangi bir ‘an’ın içindeyken olanı olduğu gibi görmektir. Şimdi bazılarınızın ‘e zaten olanı olduğu gibi görmüyor muyuz?’ dediğini duyar gibi oluyorum. Çoğu kez maalesef hayır! Nasıl mı?
Bakmayın bedenlerimizin hep ‘şimdi’de yaşıyor olduğuna, zihnimiz, düşüncelerimiz, duygu dengemiz, sinir sistemimiz ve hormonal yapımız genellikle geçmişin ve geleceğin valizlerini taşır. Geçmişimiz, çocukluğumuz, aile yapımız, içinde yetiştiğimiz çevrenin bizim bu ‘anda gerçekleşen’ olayları deneyimleme ve algılama biçimimiz üstünde çok büyük etkisi var. Bu yüzdendir ki aynı olayı pek çok farklı kişi farklı farklı algılıyor.
Yağmur yağmasını örnek alalım; Çocukluğunda yağmurlu günlerde evde ailesiyle birlikte sıcak çikolata içen, film izleyen, sohbet eden bir kişinin, yetişkinliğinde yağmur karşısında hissettikleriyle, çocukken yağmurlu havalarda evlerini durmadan su basan bir yetişkinde yağmurun yarattığı etki farklı olacaktır.
Çocukken yağmurlu havalarda evini durmadan su basan bir kişi yetişkinliğinde artık son derece korunaklı ve konforlu bir evde yaşayabilir ama yağmurlu havalarda kendini hüzünlü, stresli ve belki öfkeli hissedebilir.

İşte açık farkındalık:
Yağan yağmuru geçmişin gözüyle değil de tam da o anda nasılsa öyle değerlendirmemizi sağlar
Eğer yağan yağmur karşısında o andaki fiziksel koşullarımızla ilgisi olmayan duygular, bedensel hisler uyanıyorsa bunu fark etmemizi sağlar.
Şöyle demek kolaydır; “Ben yağmuru çok severim, ben yağmuru hiç sevmem.” Oysa belki de her yağmurun bize sundukları farklıdır. Korunaklı bir evde yağmuru seyretmek zevklidir, çok yoğun yağan bir yağmura hazırlıksız yakalanırsak hasta olabiliriz, aniden bastıran yağmur uzun süredir planladığımız bir organizasyonu ertelememize sebep olabilir vs. Yağmura bir anlam yüklemeden her yağmuru o andaki koşullar ile değerlendirmek bize önemli bir esneklik kazandırır.

Gelin Açık Farkındalığa Romantik İlişkilerden Örnek Verelim;

Yeni tanıştığınız ve çok hoşlandığınız kişi çok güzel yemek yapıyor. Evi çok düzenli, kendinizi o evde çok iyi hissediyorsunuz. Birkaç kez sizi yemeğe davet etti, yemeklerine hayran kaldınız, o kişide babanızın muhteşem yemeklerini, annenizin evde yarattığı huzuru buluyorsunuz. Bugüne kadar çıktığınız kimse bu duyguları sizde yaratamamıştı. O yemekleri size hazırlayabilmesi için bütün günü mutfakta geçirmiş olması gerekli. Kullandığı malzemeler de zor bulunan cinsten, sizin için özel olarak bulmuş olmalı… Bütün bunlar harika, değil mi?

Elbette harika ve hiç alakası olmayabilir. Bir kişi çok güzel yemek yapabilir, çok tertipli olabilir, elinin değdiği yeri/yerleri cennete dönüştürebilir. Bu kişi ile çok güzel bir ilişkinin eşiğinde olabilirsiniz, bir taraftan da sırf güzel yemek yapıyor diye onu hemencecik ‘hayallerinizdeki’ sevgili olarak ilan etmek yaşadığınız deneyime ezbere atlamak oluyor.
Bir insan güzel yemek yapabilir, yemek yaptığı kişiyi çok özel bulmasa bile sadece yemek yapmayı çok sevdiği için tencere tencere yemek pişiriyor olabilir. O malzemelere ulaşmak size olduğu kadar ona zor olmayabilir. Evi çok güzeldir ama hayatı ve kişisel alanını paylaşma konusunda çok bencil olabilir.

Yeni tanıştınız kişinin, evde yarattığı atmosfer size çocukluğunuzdaki huzuru hatırlatıyor ve çok güzel yemek yapıyor. Nokta. Bunlar zaten yeterince güzel, sizin arşiv zihninizden doğacak hikayelere ihtiyacınız hiç yok. O hikayeler sizin gözünü boyayabilir, sizi manipüle edebilir.

Çok güzel yemek yapıyor ve evine çok düşkün diye yeni tanıştığınız kişiyi fazla domestik bulabilirsiniz, “Bu kadar domestik bir kişiyi ben istemem, ciddi bir ilişkiye hazır değilim” diyebilirsiniz. Oysaki kişi sadece çok güzel yemek yapıyor ve evi derli toplu. Nokta. Yemekleri belki sipariş verdi, ev işlerini tamamen halleden çok becerikli bir yardımcısı var.

Bırak hikaye kendi kendine gelişsin, elindeki birkaç ipucu ile tüm hikayeyi kendi arşiv zihnin ile yazma…

Arşiv Zihin Nedir?

Arşiv Zihin, geçmişten, ailemizden, içinde bulunduğumuz çevremizden, coğrafyadan edindiğimiz düşünce kalıplarıdır. Ayrıca geçmişte edindiğimiz tecrübelerimiz de arşiv zihnimizin bir parçasıdır. Arşiv Zihin yaşadığımız olaylar karşısında kendiliğinden ortaya çıkar, kendi düşünce ve inanış kalıplarına göre yorum ve durum değerlendirmesi yapar.
Arşiv Zihin kötü müdür? Geçmiş tecrübelerimizden yararlanmak pratik olabilir, bize zaman kazandırabilir. Arşiv Zihin doğası gereği donuktur, geçmişteki kendine has koşullara göre oluşmuş olaylardan edinilmiş bilgilerden oluşmuştur. Oysaki başımıza gelen her şeyin kendine has koşulları vardır.

Doğru kararlar alabilmek için bizim canlı, aktif, yaşayan bir zihne ihtiyacımız var.
Zihnimizin arşivinden gelen yorumlar ve düşünce kalıplarıyla aramıza daima bir mesafe koymamız gerekli.

Nasıl Mı?

Gelin yeni bir örnekle inceleyelim;

Çocukluğunuzda devamlı hastaydınız, hasta olarak çok sık evde yatmak zorunda kaldınız ve kitap okuma alışkanlığınız gelişti. Hastalıklarınızdan dolayı çocukluğunuzda sokakta hiç oynamadınız, beden eğitimi derslerinden hep muaftınız ve hiç spor yapmadınız. Artık bir yetişkinsiniz, sağlığınız son derece yerinde, sporla hiç ilgilenmiyorsunuz, her türlü bedensel/spor aktivitesini anında reddediyorsunuz, sporla ilgilenen insanları içten içte küçümsüyorsunuz, kitap okuyan kişiler ise gözünüzde artı puan kazanıyor.
Yeryüzünde bulunan onlarca spor disiplini, “outdoor” aktivite, bedensel çalışmanın hepsinden net biçimde nefret ediyorsunuz.
Paragraftaki Arşiv Zihni bulunuz.

Açık Farkındalık Nasıl Kazanılır?

Açık farkındalık kazanmak için, iradi bir biçimde beş duyumuzdan bize ulaşan dış uyarıcılar, bedensel hislerimiz ve zihnimizden geçen düşünceler/yorumlar eşliğinde gözlemci olmayı kabul etmek gerekli.

Nasıl Mı?

Romantik ilişki örneğinden ilerleyelim; Açık Farkındalığın devrede olduğu bir buluşma:

Sana kapıyı bir açıyor ki burnuna mis gibi yemek kokusu vuruyor, kokunun içinde birden fazla baharat var, hepsini teker teker alıyorsun, yeni ‘flörtününün’ yüzüne bakıyorsun, hoşuna giden güzel bir gülümsemesi var, kapıda neden geç kaldığını anlatıyorsun, gözlerinde bir sabırsızlık okuyorsun, hemencecik benden sıkıldı mı diye düşünüyorsun, böyle düşündüğünü fark ediyorsun, karşındaki “Seni böleceğim ama fırına bakmam gerekli” diyor. Demek gözlerindeki sabırsızlığın bir sebebi varmış, iyi, rahatlıyorsun, rahatladığını fark ediyorsun, zihninden “Bir öncekini çok konuştuğun için kaçırmıştın, arkandan çok konuşuyor demiş.” diyen bir cümle geçiyor, bütün gece az konuşmaya karar veriyorsun, içeri girince evin düzenine, dekorasyonuna ve kuş bakışı manzarasına bayılıyorsun, evde kocaman bir kütüphane var, “Ev zaten onla ilgili her şeyi anlatıyor” diyorsun. Ev manzarasının, dekorasyonunun ve düzeninin onla ilgili her şeyi sana anlattığını düşündüğünü fark ediyorsun.

Balkonun önünde dururken o geliyor, “Ben aslında bahçe katı severim ama bu ev ablamındı, yurtdışına taşındı, kira ödemediğim için şimdilik oturuyorum”, diyor. Biraz önce ev manzarasının, dekorasyonunun ve düzeninin onla ilgili her şeyi sana anlattığını düşündüğünü hatırlayıp keyfin kaçıyor, “Onunla ilgili acaba yanılıyorum mu” diye soruyorsun kendine, “Eşyalar ve kitaplar da mı ablasının?” diye düşünüyorsun. Kitapların ve eşyaların ablasının olma ihtimalinin seni çok rahatsız ettiğini fark ediyorsun. Çok acıktığını ve karnında garip bir kasılmanın olduğunu fark ediyorsun… “Heyecanlandığımda yemek yiyemem ” diyorsun, içinden kendine söylediğin bu cümleyi fark ediyorsun…

Açık farkındalığın devre dışında olduğu bir buluşma;

Size kapıyı bir açıyor, “Merhaba” der demez kapıdan içeri girmeden neden geç kaldığını anlatmaya başlıyorsun, çünkü bir an önce neden geç kaldığını anlatmak istiyorsun, gözlerinde bir sabırsızlık okuyorsun, hemencecik “Benden sıkıldı mı”, diye düşünüyorsun, karşındaki ‘seni böleceğim ama fırına bakmam gerekli’ diyor, “Girer girmez birden konuşmaya başladım, sıkıldı, kaçtı içeri” diyorsun, onun söylediklerini yarı duyuyorsun. “Bir öncekini çok konuştuğun için kaçırmıştın, arkandan çok konuşuyor demiş”, diye düşünüyorsun, bütün gece az konuşmaya karar veriyorsun, moralin biraz bozuluyor, içeri girince evin düzene dekorasyonuna ve manzarasına bayılıyorsun, evde kocaman bir kütüphane var, “Ev, onla ilgili her şeyi anlatıyor”, diyorsun.
Balkonun önünde dururken o geliyor, “Ben aslında bahçe katı severim ama bu ev ablamındı, yurtdışına taşındı, kira ödemediğim için şimdilik oturuyorum”, diyor. Keyfin iyice kaçıyor, kendini kandırılmış hissediyorsun. Zaten kapıyı açar açmaz sen daha konuşurken içeriye gitmeye çalışmasından hiç hoşlanmadın, gerçi fırına bakmaya gitti ama yine de şık bir davranış değildi. Çok acıktın ve karnında garip bir kasılma var. Yemek yemek istemiyorsun…

Aynı buluşma, iki ayrı farkındalık örneği, inceden inceye belki de farklı yollara ayrılacak hikaye gidişatı. Açık farkındalık, bizi, zihnimizin ezberinden çıkarıp, dikkatimizi o anda gerçekleşene yöneltmemizi sağlar. Zihnimizdeki hikayede yaşadığımızda, o anda olanı görmekte zorlanabiliriz. Açık farkındalık kafamızın içinden, ezberlerimizden, arşiv zihnimizden çıkıp, duru bir bakışla bu ana çapalanmaktır.

Açık Farkındalık aslında sıkı bir takiptir.

Bir şeyi görürsün, duyarsın, tadarsın, hissedersin, tüm bunların sende uyandırdıklarını, bedensel hislerini, zihinsel düşüncelerini fark edersin. Yorum yapan zihnini, onun yorumlama biçimini, olumlu ya da olumsuz uyanan tüm duyguları fark edersin. Tavrını, eylemlerini, arşiv zihnin ya da otomatik pilotun yönlendirmez.

Otomatik Pilot Nedir?

Otomatik Pilot, bir eylemi, adı üstünde, otomatik bir biçimde, üstünde hiç düşünmeden, ezbere, o andaki fiziksel şartları hiç fark etmeden, her zaman aynı şekilde yapmaktır. Zihnimizde başka şeyler düşünürken, araba kullanmak, diş fırçalamak, yemek yapmak gibi… Mekanik ve öğrenilmiş becerileri kolaylıkla Otomatik pilotumuz sayesinde yaparız. Öğrendiklerimizi unutmama, biriktirebilme becerisi, biz Homo Sapienslerin önemli bir becerisidir. Kendimizi otomatik pilota bağlamak, hayatımızı deneyim anlamında fakirleştiren, gündelik olanın, devamlı tekrarlananın içindeki güzelliği, farklılığı, potansiyeli görmemizi engelleyen bir şeye dönüşebilir. Her gün yıkanabilirsin, her gün duş alırken dikkatini suya ve bedenine vermek bir şeydir, duş alırken bambaşka şeyler düşünmek başka şey. Her gün yemek yapmaktan sıkılıp hızlı hızlı otomatik pilotunla yemek yapabilirsin, ama kendini yemek yaparkenki çıkan kokulara bırakmak farklı bir deneyimdir.
Hayatımızın her aşamasını Otomatik Pilota bağlayabiliriz ve bir süre sonra yaptığımız hiçbir şeyle gerçek bağımız ve temasımız kalmaz. Yenilik istediği, gündelik olandan zevk alamama, canlı hissedebilmek için devamlı değişiklik istediği otomatik pilotla yaşama alışkanlığımızdan.

Arşiv Zihinden Çıkıp, Otomatik Pilotu Kapatmak Mümkün Müdür?

Elbette, üstelik ilham verici, hayatımızı renklendirecek bir nöro-egzersiz bu.
Bir ‘an’a dair algılamamızı oluşturan pek çok faktör var; 5 duyumuz, zihnimiz, bedensel hislerimiz. Tüm bu alanlar birbirlerini tetikler. Onları bir bütün olarak görmek, deneyimlemek, birbirlerini nasıl etkiliyorlar takip etmek gündelik hayatta yapabileceğimiz pratiklerdir.
Bir şey yaparken sadece o yaptığınız şeye odaklanın.
5 Duyunuzu aktif kullanın.
Zihninizden geçenlerle aranıza bir mesafe koyun, onları hemen doğru kabul etmeyin

Açık Farkındalık Yeterli Mi?

Eğer bir dedektif olmak istiyorsak yeterli.
Eğer Mindfulness bir tutum benimsemek istiyorsak açık farkındalığa yargısız bir tutum ve şefkat eklemeliyiz.

Devamı bir sonraki yazıda…

 

 

Çağla Güngör

YogaBizz.pro