, ,

Okyanusun sesi tütsülüğünüzde… Abalone Deniz Kulağı

Pek çoğumuz, deniz kenarında rastladığımız deniz kabuklarının cazibesine kapılmıyor muyuz? Bir kıyıda ya da berrak suyun dibinde bize göz kırpan deniz kabuklarının büyüleyici bir çekiciliği vardır… Doğanın bize sunduğu bir armağan olarak bu güzelim deniz kabuklarını toplarız ve hatıra olarak yaşadığımız alana yerleştiririz.

Dünyanın en güzel denizleriyle çevrili coğrafyamıza özgü deniz kabukları vardır… Bir de uzaklardan, okyanuslardan bize ulaşanlar… Onların büyüsü bizi bir başka sarar çünkü daha farklıdır, okyanuslardan gelmiştir ve keşfe davet eder; o topraklara, o sulara çağrılırız…

Elinize aldığınızda uzak coğrafyaların enerjisini hissettiğiniz abalone deniz kulağı bize bu keşfi yaşatır.

Abalone, yaşam alanı Altantik Okyanusu’ndan Hint ve Pasifik Okyanuslarına kadar uzanan kabuklu bir deniz canlısıdır. Dünyadaki coğrafi dağılımını şu şekilde özetlemek mümkün abalone deniz kulağının: Güney Amerika’nın Pasifik kıyısı, Kuzey Amerika’nın Atlantik kıyısı, Arktik ve Antarktika dışında her kıtanın kıyı suları boyunca dünya çapında bir dağılımı vardır. Deniz kulağı türlerinin çoğu, Yeni Zelanda, Güney Afrika, Avustralya, Batı ve Kuzey Amerika, Japonya kıyıları gibi soğuk sularda bulunuyor.

Güney Afrika’daki Blombos mağarasında 100.000 yıllık kalıntıların içinde, Kaliforniya’daki Kanal Adalarındaki ve Çin’deki arkeolojik sit alanlarında deniz kulağı kabuklarının kalıntılarına rastlanmıştır.

İnsanlık tarihinde ise hem besin olarak hem de kabuğuyla çok çok uzun bir hikayeye sahiptir abalone’lar. Özellikle Kanal Adalarında Amerika yerlileri tarafından yaklaşık 12.000 yıldır toplanan abaloneler, bugün artık ekolojik ve sürdürülebilir üretim ilkelerine uygun olarak çiftliklerde de yetiştiriliyor.

Kaçak avlanma yerine sürdürülebilir ve ekolojik üretim

On binlerce yıldır toplanan ve hem besin kaynağı olarak hem de aksesuar olarak kullanılan abalone deniz kulağı, insan nüfusunun artmasıyla ve buna paralel olarak abalone’a talebin çoğalması nedeniyle doğada azalmaya başladı. 1960’larda deniz kulağı yetiştiriciliği önce Çin’de ve Japonya’da başladı. Aşırı ve kaçak avlanma yerine sürdürülebilir ve ekolojik üretim ile abalone’lar bugün dünyanın her yerine ulaştırılıyor. Bugün artık özellikle abalone deniz kulağı yetiştiren ülkeler Yeni Zelanda, Tayvan, Japonya, Çin, Kore başta olmak üzere Kanada, Şili, Fransa, İzlanda, İrlanda, Meksika, Namibya, Güney Afrika, İspanya, Tayland ve ABD.

Bu üretim alanları, doğal koşullara sadık kalınarak ve deniz kulağı habitatları oluşturularak gerçekleştiriliyor. Doğal koşullarında deniz yosunu ile beslenen abalone’lar üretim alanlarında da yine doğal deniz yosunları ile besleniyor. Bu üretim çalışmalarında; çiftlik yetiştiriciliğinden ziyade, oluşturulan doğal ortamlarında abaloneların kendi oluşumlarını sürdürmeleri sağlanıyor.

Abalone’un kelime anlamı ve kökeni

Antik Yunan’da abalone’a Haliotis ismi verilmiş. “Hálios” deniz anlamına geliyor ve “oûs” kulak. Türkçede de genellikle iki isme bir arada rastlarız; “Abalone Deniz Kulağı”. Bu ismi almasının nedeni, abalone’ların genel olarak şekillerinin kulağa benzetilmesi.

Abalone kelimesi ise Kaliforniya’nın kuzeyinde kullanılmış olan ve artık bugün yaşamayan Rumsen dilindeki “aluan” kelimesinden ödünç alınarak İspanyolcaya “abulon” olarak geçiyor ve “kırmızı deniz kulağı” anlamına geldiği söyleniyor. İspanyolcadan İngilizceye yerleşiyor ve buradan da tüm dünyaya abalone ismiyle yayılıyor.

Abalone kabukları tütsülük olarak çok sevildi

İç tarafı pek çok renk geçişleri sunan, hem dokusu hem de renkleriyle büyüleyici şekilde sedeften oluşan Abalone’un dış yüzeyi sert ve tırtıklı, kabuksu bir yapıya sahiptir. Abalone, kulak şeklinde, hafif yassı ve spiralimsidir. Sol yüzeyinde ise sıra haline dizili delikler yer alır. Orta kısmı sağlam ve kalın bir yapıdayken kenarlara doğru gittikçe incelen abalone kabuğunun kenar kısımlarında, toplama esnasında minik kırıklar oluşabiliyor ama bu kabuğun bütünlüğünü bozmuyor.  Abalone deniz canlısının inci yapabilme özelliği de bulunuyor. Evet bir zamanlar korsanların peşinden koştuğu inciler…

Tarih boyunca besleyici bir deniz ürünü olarak tüketilen abalone’un kabuğu göz alıcı güzellikteki sedefi nedeniyle hem aksesuar hem de dekoratif obje olarak kullanılagelmiş. Sedef kakmadan yapılan küpeler, tokalar, taraklar, süs eşyaları, düğmeler, kutular, sandıklar… Ayrıca dekoratif obje olarak abalone deniz kulağının kendisi pek çok mekanı süslüyor.

Son zamanlarda ise abalone kabukları tütsülük için çok tercih ediliyor. Hem şık ve enerjisi güzel bir dekoratif obje hem de %100 doğal olan White Sage’inizi ya da Palo Santo ağaç tütsünüzü yakıp içine yerleştireceğiniz doğal bir tütsülük…

Great Loom Ritüel Kitlerinin hediyesi olan abalonelerimizi, Yeni Zelanda’da sürdürülebilir ve ekolojik üretim yapan çiftliklerden getiriyoruz. Abalone kabukları hiçbir işlem uygulamadan tamamen doğal hallerinde sizlere ulaştırıyoruz.

Pembe abalone, beyaz abalone, siyah abalone gibi çeşitleri bulunan abalone türlerinin sayısının dünya çapında 130’a kadar çıktığı biliniyor. Yeni Zelanda’da abalone’a Mauri dilindeki kullanımıyla Pāua deniyor. Yeni Zelanda’da tüple dalış yaparak abalone toplamak yasak. Ayrıca devlet tarafından belirlenmiş olan toplanabilir kabuk büyüklükleri bulunuyor. Günlük olarak hem karada hem de denizde bir kişi en fazla 20 abalone toplayabiliyor. Bu şekilde bir kısıtlama getirilmiş, dolayısıyla abalone için oluşturulan doğal üretim tesisleri de ekolojik dengeyi gözetiyor.

Abalone’ların boyutları 13 mm ile 200 mm arasında değişkenlik gösteriyor. Great Loom Ritüel Kitlerinde sizlere armağan olarak yolladığımız abalone kabuklarının eni yaklaşık 10 cm – boyu ise yaklaşık 13 cm ölçüsünde.

Doğayı, Great Loom ile yuvanızda hissedin…

Great Loom olarak sizlere sunduğumuz ürünlerin ekolojik yöntemlerle üretilmeleri konusunda son derece hassas ve özenli davranıyoruz. Serin sularda bulunan abalone deniz kulağı, okyanusları seviyor. Okyanusa kıyısı olan ülkelerde, türünün devamı için abalone deniz kulaklarının avlanmasına kısıtlama getirilmiş durumda. Bu nedenle de abalone kabuklarına talebin karşılanması için, doğal ortamlarına uygun olarak üretim alanları oluşturulmuş bulunuyor.

Great Loom olarak dünyanın pek çok noktasındaki sürdürülebilir yöntemlerle üretilen %100 doğal ürünlere ulaşıp bunları sizlerle buluşturuyoruz. Orta ve Güney Amerika şamanlarının yüz yıllardır şifalanma ritüellerinde kullandığı Palo Santo ve California White Sage tütsülerimizi, toprak ananın şefkatli ve cömert kalbinden gelen çakra kristallerini içeren su şişelerimizi, Uzak Doğu bilgeliğini anlamamızı ve içselleştirmemizi sağlayan Mini Zen Bahçelerimizi ve kadim Yoga öğretilerini deneyimlemenizi destekleyen %100 doğal yoga matlarımızı “doğayı hisset / feel the nature” anlayışı ile sizlerle buluşturuyoruz.

Tüm ürünlerimize buradan ulaşabilirsiniz.

Bu nedenle Palo Santo ve California White Sage tütsülerinizi yakıp içine yerleştirebileceğiniz tütsülüğün de doğal olması gerektiğini düşündük ve bunu size armağan etmek istedik…

Doğayı hissedin, güzel enerjiler sizinle olsun.

Great Loom İçerik Ekibi