Şamanizm ve Şaman

Şamanizm, canlı ve cansız bütün doğanın ruhlarla yönetildiği anlayışına dayanan animizm üzerine kurulu bir inanç sistemi ve günümüze kadar varlığını devam ettirmiş çok eski bir ruhani uygulama.

Öncelikle bu iki kavramı tanım olarak inceleyelim ve eksik, kulaktan dolma bilgilerimizi düzeltmiş ve tamamlamış olalım.

Aslında şamanizm, canlı ve cansız bütün doğanın ruhlarla yönetildiği anlayışına dayanan animizm üzerine kurulu bir inanç sistemi ve günümüze kadar varlığını devam ettirmiş çok eski bir ruhani uygulama. Arkasından gelen birçok dine öncülük etmiş olan şamanizmde diğer dinlerde halihazırda var olan kuralların olmaması, şamanizmi bir din olarak sınıflandırmayı zorlaştırıyor. Bu sebeple şamanizmi doğanın ve ruhların ön planda tutulduğu, ruhsal dinginliğin, arınmanın ve bütünleşmenin bir arada olduğu uygulamalar bütünü olarak düşünebiliriz.

 

Şaman ise ruhsal alemle içinde bulunduğumuz dünya arasındaki bağlantıyı sağlayan, bu amaçla çeşitli ritüeller gerçekleştiren bir tür aracıdır. Şamanlar transa geçebilme yetenekleri sayesinde, uyguladıkları ritüeller ışığında doğaüstü varlıklarla temasa geçerek onlardan elde ettikleri güçle toplum yararına faydaları işler yapabilen mistik ruhlardır diyebiliyoruz.

 

Edindiğimiz bu bilgiler ışığında şamanizmi yol gösterici öğretiler bütünü olarak ve şamanı da bu yola bizleri sokan, önümüzü daha net ve çıkarsız görmemizi sağlayan ruhani yetileri gelişmiş güçlü bir kişi olarak görebiliriz.

 

Günlük hayatımızda binbir sorunla uğraşırken çoğu zaman neyi neden yaptığımızı bile sorgulamayı unutuyor oluyoruz. Kaptırıp gittiğimiz bu hayat ritmi içinde çoğu zaman manasızca salınırken hayatımızın gerçek anlamını yani kendi yaşam amacımızı unutup gittiğimiz anlar saymakla bitmiyor ne yazık ki. İşte asıl mevzu da tam olarak bu noktada başlıyor. Şamanik ritüellerle kendi yolunu net bir şekilde görebilen, neyi neden nasıl yapması gerektiğinin farkına varan ilkel insanın ‘’benim içsel amacım nedir’’ sorusunu sormaya tabi ki ihtiyacı kalmıyor. Bu noktada bizlere düşen ise, elimizden geldiğince ruhsal ve maddesel dünya arasındaki o keskin ayrımı bir nebze olsun yumuşatabilmek, içsel amacımızı keşfedebilmek ve kendimize nefes alabileceğimiz alanlar yaratmak olmalı. Şükürler olsun ki bu amaçla meditasyon yapıyor, yoga pratikleri gerçekleştiriyor, sanatla ilgileniyor, kendimize ve çevremize olumlu bir gözle bakmaya çabalıyor ve şamanik ritüellerin şifacı etkilerinden faydalanabiliyoruz.