Annemin hoşuma giden bir lafı var: “Yaşlılık, hanım evlatlarına göre değilmiş”, der zaman zaman.

Annem sabırlı ve şikayet etmeyi sevmeyen bir kadın; çok yaşlandı, elbette dönem dönem sağlık problemleri oluyor, onu hallediyoruz, hop başka bir şey çıkıveriyor. Sorunlarıyla ilgili söylenmiyor, şikayet etmiyor. “Beden yorulmuş, yıpranmış elbette, e, kaç yıldır yaşıyor, kolay mı?”, diyor, sonra her seferinde yukarıdaki lafını ekliyor:

“Yaşlılık, hanım evlatlarına göre değil”.

Ben de bu lafı ondan ödünç alıyorum ve biraz değiştiriyorum, lafı fazla da uzatmadan konumuza getiriyorum:

-Ebeveynlik hanım evlatlarına göre değil!

Ebeveyn olmak , çok güzel olduğu kadar, zaman zaman çetin, zaman zaman kafa karıştırıcı, ezber bozucu, dinamik, inanılmaz süprizlerle dolu bir ömürlük… Nasıl getirsek devamını?

Biraz sevimsiz, anlaşılmaz bir giriş olabilir, ne demek istediğimi anlatmaya çalışayım.

Hemen hemen her toplumda çocuk sahibi olmak hayatın doğal bir gidişatı olarak kabul ediliyor. Her toplumun, birbirinden farklı, kendine has bir kültürü, yaşam anlayışı olsa da, toplumsal anlayış kişinin kendi ailesi oluşturması ve böylece geniş ailesinin (soyunun) devam etmesini sağlaması çok önemseniyor.

Bizler çeşitli beklentilerle (laf aramızda bazen de hiç planlamadan) çocuk sahibi oluyoruz. Beklentilerimizden bazıları:

  • Yetişkinliğe adım atmayı istemek,
  • Biyolojik saatimizin geldiğini hissetmek,
  • Çocuk sahibi olarak ruhsal olarak tamamlanacağını düşünmek,
  • Bir varlığı çok sevme ihtiyacı,
  • Bir varlık tarafından çok sevilme ihtiyacı,
  • Çevre baskısı,
  • Çocuksuz bir hayatı hiç hayal etmemek,
  • Çocuk sahibi olmanın iyi geleceğini düşünmek, vs.

Bunların hepsi insani ve makul gerekçeler olabilir. Ama bebeğimiz dünyaya geldikten sonra bize annelik ve babalık ile anlatılan şeylerin dışında bir dünyaya adım atarız. Belki bu “yeni” dünya ile ilgili donanımlı ve tam bilgi sahibi bile olabiliriz ama inanın bana “bilmek” ve “deneyimlemek” birbirinden hiç bu kadar farklı olmamıştır.

İyi bir ebeveyn olmanın kuralları her dönem değişiyor; uzman görüşleri bile değişiyor. Geçmiş dönemlerde mesela “Bebeğinizi kucağınıza almayın, size bağımlı olur “, deniyordu, şimdilerde ise “Mutlaka kucağa alın, sizin sıcaklığınıza her şeyden çok ihtiyacı var”, deniyor.

Anne, baba olanlar ise o dönemki bilgiler eşliğinde ve ellerinden geldiğince iyi ebeveyn olmaya çalışıyorlar. Elbette kendi anne-babalarından ne gördülerse o da sık sık (tahmininizden daha sık üstelik) su üstüne çıkıyor.

Peki Mindfulness anlayışını iyi, dengeli, güçlü, sağlıklı bir ebeveynlik için kullanabilir miyiz?Koca bir evet! Mindfulness bu iş için yaratıldı bence.

 

Anlamı kısaca, dikkati, odağı içinde bulunulan “an”a yargılamadan, açık farkındalıkla ve şefkatli bir tutumla getirmek olan Mindfulness anlayışını, hayatımıza yerleştirmek ebeveyn olarak çok işimize yarayacaktır.

Geçmişle aramıza mesafe koyarak, geleceğin belirsizliğin içinde kaybolmadan tam anlamıyla içinde bulunduğumuz anda bulunabilmek, içinde bulunduğumuz anla bağ kurabilmek kadar önemli bir şey yok sanırım annelik babalık sınavında.

Ebeveynliği bir hediye paket olarak düşünürsek, bu paketi açtığımızda içinden tahmin ettiğimizden daha fazla neşe, mutluluk, haz, sıcaklık çıkacaktır, ama aynı zamanda, endişe, hayal kırıklığı, korku, öfke, tükenmişlik hisleri de pakete dahil.

Annelik ve babalık deneyimimizde yukarıda bahsedilen tüm duyguları yaşayabiliriz. Ama bunların oranları, dengeleri, kombinasyonları bizim kişiliğimize, hayattaki tutumumuza göre değişecektir.

Ebeveyn olmayı müthiş bir yolculuk olarak yaşayabileceğimiz gibi, sonsuz endişeler içinde kaybolmuş olarak da yaşayabiliriz.

Bir çocuk sahibi olmanın getireceği mutluluk ve endişe hisleri arasında denge kurmaya çalışırken, yüzümüzü mutluluğa, neşeye, şefkate, dengeye ve sevgiye dönmek kişisel bir tercih olacaktır.

İşte bu yolculukla Mindfulness öğretici bizim için sağlam, köklü bir referans olabilir, annelik, babalık girdabına yakalandığımızda elimizden tutup bizi güvenli bir sahile getirebilir.

Peki nasıl?

Bazı önerilerimiz olacak:

  1. Kendinle ilişkini gözden geçir

Anne babalık bizi daha sabırlı ve sevecen bir insan haline getirebilir ki, pek çok kişinin ağzından duymuşuzdur bunu.

Ama, işin “ama”sı var işte.

Ebeveyn olmak sizi daha iyi, daha sabırlı, daha sevecen biri haline getirmeyebilir. Nasıl bir insansanız aynen o kişiliğinizle anne babalık yapabilirsiniz.

Bu yüzden bir çocuk sahibi olmak gibi büyük bir sorumluluk almadan önce kendinize bir bakın; yargılamadan, açık farkındalıkla ve şefkatle. Nasıl bir insansınız? Korkularınız, zayıf yönleriniz, güçlü yönleriniz ne? İçinizdeki melekler, şeytanlar nasıl?

Hayat yolculuğumuz bizi öfkeli, endişeli biri yapmış olabilir. Bazı kişilik özelliklerimiz annelik ve babalığın keyfini çıkarmamızı engelleyebilir, çocuğumuzun kişiliğini örseleyebilir.

Bu yüzden insanın kendiyle bağ kurması ve belki de çocuk sahibi olmadan kendine içtenlikle “Ben kimim” sorusunu sorması çok kıymetli. Belki çocuk sahibi olmadan önce kendi üstümüzde biraz çalışmamız gerekli.

İnceleme önerisi: Yoga pratiğiniz ile sakinleşin…

  1. Çocuğunun değişen ihtiyaçlarına göre şekillenin

Hikaye, elimize küçücük bir bebek vermeleriyle başlıyor; tamamen bizim bakımımıza muhtaç bir bebek. Biz bebeğimizin üstüne titriyoruz, onun her şeyi ile ilgileniyoruz. Bebeğimiz gitgide büyüyor ve bizden bağımsızlaşıyor. Artık yemek yedirmemize muhtaç bir bebecik yok karşımızda.

Ebeveynlikte en önemli şey çocuğumuzun değişen dönemlerine göre anneliğimiz ve babalığımızın şekil değiştirmesi. Çocuğumuzun değişen ihtiyaçlarını tespit edebilmek için Mindfulness anlayışını kullanabiliriz. Açık farkındalıkla, çocuğumuzu gözlemlemek, ihtiyaçlarını yargılamadan tespit edebilmek ve şefkatle uygun bir biçimde anne-babalığımızı ona sunmak çok kıymetli.

Çocuğumuzun büyüdüğünü bazen göremiyoruz: “Sen hep benim gözümde küçük bir bebeksin” diyoruz da, bu pek de doğru bir anlayış değil.

Çocuğumuzun bağımsız, mutlu birer yetişkin olabilmesi için herkesten önce bizim onları büyümeye teşvik etmemiz gerekli.

  1. Çocuğunuzu olduğu kabul edin, çocuğunuz ile ilgili hayal kurmayın

Kulağa çok kolay bir şeymiş gibi geliyor değil mi? Sanki herkes doğal bir biçimde çocuğunu kabul ediyormuş gibi?

Maalesef çok pek kişi çocuğunu kendine ait gördüğü için onu iyi yetiştirmek adına “ağaç yaşken eğilir” anlayışı ile çocuğunun kişiliğine fazlaca müdahale ediyor. Çocuklarımıza elbette iyi, dürüst, meraklı, çalışkan olmayı öğretebiliriz. Bu söylediğim başka bir şey…

Çocuğumuz bizim vesilemiz ile dünyaya gelse de, o bambaşka biri. Kişiliği, tercihleri, hayattan beklentileri bizden farklı olacaktır. Bunu baştan kabul etmek çok önemli.

Çocuğumuz ne bizim gerçekleştiremediğimiz hayallerimizi gerçekleştirmek ne de yaşayamadığımız hayatları yaşamak zorunda. Biz ona bir hayat hediye ediyoruz, hayat yolculuğunda kendi kişiliğini oluştururken rehberlik ediyoruz. Bu yolda beklentilerimizi onun üstüne boca etmemeliyiz.

Çocuğumuz üstünde kurduğumuz hayal ne olursa olsun, onun omuzlarında hayallerimiz yük olacaktır.

Bırakalım o kendi rotasını kendi çizsin.

  1. Çocuğunuz ile beraberken çocuğunuz ile olun

Mindfulness da bunu demiyor mu zaten? Ne yapıyorsanız sadece onu yapın, onu fark edin. İşimiz zor; karşımızda Mindfulness masterları duruyor çünkü.

Özellikle erken yaşlarında çocuklar, kendiliklerinden Mindfulness’ın ta kendisidirler.

Ve biliyor musunuz çocuklar hisseder. Karşısındakinin duygularını, hislerini, düşüncelerini…

Bu yüzden, klişe olacak ama, orda, onunla gerçek anlamda “an”da kalabilmek çok kıymetli ve önemli.

  1. Öfkelendiğimizde kısa bir mola verin

Çocuklar her yaşta insanı öfkelendirir; bu konuda çok başarılılar.

Ama öfkelerini nasıl yöneteceklerini de bizden öğrenirler.

Kolayca öfkelenen ve öfkemizi sansürsüz yansıtan biriysek, büyük bir ihtimalle çocuğumuz da bizim gibi davranacak ya da daha da kötüsü öfkesini devamlı bastıracaktır.

Bu yüzden çok öfkelendiğimizde hemen reaksiyon göstermek yerine, dikkatimizi nefesimize getirmek, bedensel hislerimizi ve zihnimizden geçen düşünceleri fark etmek, önemli.

Burada öfkemizi bastırmaktan bahsetmiyoruz, bir süre öfkemiz ile reaksiyon göstermeden kalmaktan bahsediyoruz. Kalbimiz nasıl, boğazımız, yüzümüz, karnımız nasıl?

Öfke sebebimiz haklı bile olsa, ani reaksiyonlarda daha sonrasında  gurur duymayacağımız, pişman olacağımız şeyler söyleyebiliriz. Biraz ara her zaman iyi olacaktır.  Dikkatinizi, ilginizi, şefkatinizi, açık farkındalığınızı bedeninize, kendinize getirin.

Böyle bir Mindfulness aradan sonra, gerekiyorsa, istiyorsanız, gene kızın. Ama göreceksiniz kızmanızın kalitesi değişecek.

İnceleme Önerisi: Palo Santo kokusu ile enerjinizi yükseltin, sakinleştirin.

  1. İyi ebeveyn olmaya değil, çocuğunuza odaklanın.

Her toplumda, her dönemde iyi ebeveynlik tanımları, kalıpları oluyor. Bunlar sürekli değişiyor da…Bazen iyi anne-baba olmaya kafayı o kadar takıyoruz ki, çocuğumuzu, çocuğumuzun ihtiyaçlarını bile göremeyecek hale geliyoruz. Anne baba kimliğini, dışardan nasıl göründüğümüzü çok    önemsediğimizde, asıl önemli olan şeyi gözden kaçırıyoruz; çocuğumuzu.

Bırakalım da anne babalığımız çocuğumuzun ile çıkacağımız yolculuk belirlesin, dışardaki beklentiler, kalıplar değil.

  1. Çocuğunuzu yargılamayın, onu anlamaya çalışın

Dr. Jonice Webb çığır açan “Çocuklukta İhmalin İzi, Çözümler” isimli kitabında şöyle der:

Çocukken ebeveynlerinin gözlerine bakıp kendini orada gördüğünde, kendin hakkında bir şeyler öğrenirsin…Ebeveynlerin gözlerine baktığımızda yetersiz, belirsiz ya da doğru olmayan bir yansımanızı görürseniz, gerçekten kim olduğunuzu öğrenme fırsatına sahip olamazsınız.

Evet… Çocuklarımız gözlerimizin içine bakar ve kendilerine dair bilgileri bizden edinirler.

Ağzımızdan sevgi sözcükleri çıkabilir ama gözlerimiz ne söylüyor acaba?

Dış dünyada acımazca bir yargılama var zaten. Ebeveyn çocuğuna, ne olursa olsun, ne yaparsa yapsın, kabul edilme hissini yaşattığında belki de ileriye yönelik en iyi yatırımız yapacaktır.

  1. Kendini açık farkındalık ile gözlemle, kendini yargılama, kendine karşı şefkatli ol

Galiba biz kendimize karşı nasılsak çocuğumuza karşı da öyle olacağız.

Bu yüzden buradan gelin başa dönelim. Ne demiştik ilk maddede?

Kendinle ilişkini gözden geçir!

Bunun için asla geç değil.

Nasılız kendimize karşı?

 

Çağla Güngör

Yin Yoga ve Mindfulness Öğretmeni

Yogabiz.pro