“İnsanlar, iradeli ve iradesiz olarak ikiye ayrılır” dersek fazla abartmış olabiliriz, farkındayız.

Ama ne yalan söyleyeyim, iradeli olmanın, bir insanın bu hayatta öğreneceği en kıymetli kişilik özelliklerinden biri olduğunu düşünüyoruz.

Ne kadar zeki, yetenekli, özel, yaratıcı, vs. olursak olalım, irademizi kullanmayı bilmiyorsak tüm bu şahane özelliklerin keyfini çıkaramayabiliriz.

Aslında şanslıyız da bir taraftan, çünkü şu dünyada kimse iradeli doğmuyor; bizler, ilmek ilmek iradeli olmayı öğrenebiliriz. Dolayısıyla bu bir süreç, deneyim ve en önemlisi kalpten niyet etme işi.

Kendinizi iradesiz buluyorsanız, geçmişte iradeli davranmak konusunda biraz eksik davrandığınızı düşünüyorsanız hiç üzülmeyin.

Tekrarlayalım:

İradeli olmak doğuştan değil, sonradan niyet edilerek öğrenilecek, geliştirilecek bir özelliktir.

İradeli olmak ne demek?

İrade kişinin kendi ile ilgili her alanda davranışlarını ve düşüncelerini ayarlayabilmesi, dış uyarıcılar ne olursa olsun, önceden karar verdiği hedefe ulaşmak için, güçlükler karşısından vazgeçmeden, sabırla yolunda yürümesidir.

Dış uyarcılar kadar, bizim kendi iç sesimiz de  bizi, zaman zaman yolumuzdan alıkoymaya çalışabilir; iradeli olmak işte bu iç sesin de karşısında güçlü bir şekilde kalabilmektir.

Rejim yaparken, bir sınava hazırlanırken, spor ya da yoga pratiklerini devam ettirirken, her gün meditasyona otururken dış ve bize ait iç uyarıcılar karşımıza çıkardıkları onlarca mazeret ile bizi aldığımız karardan vazgeçirmeye çalışabilirler.

  • Yoga yapmak için ideal bir bedenimiz olabilir,
  • Meditasyon yapmaya çok ihtiyacımız olabilir,
  • Sağlığımızı korumak için acilen kilo vermemiz gerekiyor olabilir,
  • Çok zeki olmakla beraber, hayallerimizdeki üniversiteyi kazanabilmek için biraz çalışmamız gerekiyor olabilir…

Bununla beraber…

  • Yogaya başlamak için çok üşenebiliriz,
  • Sabahları meditasyon pratiğine vakit ayırmak yerine uyumayı tercih edebiliriz.
  • Doktorumuzun “Kilo vermelisin”, demesine rağmen, pasta, börek, ponçik karşısında kendimizi tutamayabiliriz.
  • Zekamıza güvenip, ders çalışmayı çok da gerekli görmeyip, hep sonraya erteleyebiliriz.

Oysaki bu dünyada milyonlarca, zeki, yaratıcı, yetenekli insan yaşıyor, hayallerini bir türlü gerçekleştiremeyen. Hayallerimizin gerçekleşmesi çoğu zaman, gelir iradeli olmaya dayanır.

Yani her şeye rağmen doğru bulduğun, kendine çizdiğin yolda yürümeye…

İradeli olmak sadece hedeflerimize ulaşmak değil, doğru bulduğumuz moral değerlerle yaşayabilmek için de ihtiyacımız var.

“Ama nasıl olcak bu iş?” dediğinizi duyar gibiyiz.

Evet, zaman zaman iradeli olmak, zaaflarımızın, alışkanlıklarımızın aklımıza çelmesine izin vermemek oldukça zor. Sonuçta hepimiz insanız ve insan dediğin zaaflarından, zayıflıklarından da oluşuyor bir taraftan.

Belki, aşağıda sizinle paylaşacağımız basit dört adımla irademizi oluşturmaya ve devreye sokmaya başlayabiliriz.

Hadi başlayalım;

  1. Önce alışkanlıklarınıza fark edin.

Biliyoruz, neredeyse tüm yazılarımızda konu geliyor hep “farkındalığa” dayanıyor. Ama farkındalık denilen şu şey o kadar önemli ve kıymetli ki… Bir sürü insan maalesef kendi hayatına hiç dahil olmadan yaşayıp gidiyor; yani neyi neden yaptığını bilmeden, duygularını, hissettikleri anlamlandıramadan, kendiyle gerçekten bağ kuramadan…

Bu yüzden de işe ilk önce, bir karar verdikten sonra aldığımız o kararın gerektirdiklerini yerine getirebiliyor muyuz, kararımıza sadık kalabiliyor muyuz buna bir bakalım.

Hadi diyelim ki, sağlıklı beslenmeye ve haftada üç gün yoga yapmaya karar verdiğiniz.

Bu kararınızı sürdürebiliyorsanız, zaten sorun yok. Sürdüremiyorsanız, o zaman bu durumu bir inceleyelim:

  • Hangi anlarda vazgeçiyorsunuz?
  • Vazgeçtiğiniz anlarda zihninizden neler geçiyor? İç sesiniz size neler söylüyor?
  • Kararınızdan tamamen mi vazgeçiyorsunuz, yoksa kararınızı ileri bir tarihe erteliyor musunuz?
  • Kararınızdan tamamen vazgeçiyorsanız, vazgeçmenizi kendinize nasıl rasyonalize ediyorsunuz?
  • Kararınızdan vazgeçtiğinizde nasıl hissediyorsunuz?

“Böyle bir durumda farkındalık ne işe yarar ki?” diye soracak olursanız, düşünce biçiminize farkındalık getirdiğinizde aldığınız kararlardan vazgeçme dinamiğini görmeniz kolaylaşır.

Kendinizi vazgeçmek için nasıl ikna ediyorsunuz, hangi yöntemleri kullanıyorsunuz, sonrasında neler yapıyor, nasıl hissediyorsunuz meseleleri önemlidir. Bu mekanizmayı bir kez anladık mı, yeni kararlarımızda aynı oyuna gelmeyiz!

İçimizdeki ses, “Şimdi ne gerek var yoga matının üstüne çıkmaya ya, boş versene” dediğinde, bu ses o kadar güçlü çıkmayabilir.

Çünkü eğer salim bir kafayla bir karar aldıysak, demek ki o kararı almaya ihtiyacımız var; konfor alanımızdan çıkamadığımız için o aldığımız o karara sadık kalamazsak, kendimize inancımızı da kaybederiz ve ihtiyaçlarımızı karşılamamış oluruz.

İnceleme Önerisi: Doğal malzemelerden Great Loom yoga matları

  1. Doğru motivasyonunuzu bulmaya çalışın

Bir karar aldığınız ve o kararı gerçekleştirmek için iradeli olmak istiyorsunuz.

Bazen ihtiyacımız olan tek şey doğru motivasyon desteği oluyor.

Örneğin

  • Yürüyüş yapmak istiyorsunuz ama bir taraftan da sıkıcı buluyorsunuz. Belki kulaklığınızdan gelen en sevdiğiniz hareketli şarkıları sizi muhteşem hissettirecek.
  • Çok sevdiğiniz, ama bedeninizde ağır ödem yapan unlu gıdaları bıraktığınızda hissedeceğiniz fiziksel rahatlama düşünmek pasta, börek tadından daha önemli gelebilir size.
  • Çocuğunuza sigaradan uzak durması için  çok sevmenize rağmen sigarayı bırakmak size iyi hissettirecek.

İradeli kalmakta zorlandığınızda kendinize “Bunu niye istiyorum?” diye sorun.

Ve istediğinize sadık kalın.

Konuyla ilgili güçlü bir motivasyon bulmak demek aslında, irademizi korumaya çalıştığımız alanda hayatımıza zevk almayı sokmak demektir.

Yoga matının üstüne çıkmakta zorlanabiliriz ama yoga seansımız bittikten sonra ne kadar rahatlayacağımızı düşünmek her zaman işe yarayan bir motivasyon kaynağı olacaktır.

Ya da akşam yemeklerinde çok istesek bile yağlı ve ağır yemekler yemediğimizde ertesi sabah uyandığımızda hissedeceğimiz hafiflik duygusu, akşamları çok kaçırmamak için ihtiyacımız olan motivasyon kaynağı olabilir.

İnceleme Önerisi: Great Loom Jüt Mat

  1. Zorlanmayı hayatın bir parçası olarak kabul edin

Evet biliyoruz hayat kısa…

Farkındayız üç günlük dünya…

Kesinlikle bu hayatta keyif almak, zevk almak, gülmek eğlenmek yapacağımız en güzel şey…

Gelin görün ki bizlerin aynı zamanda zorlukları başarabileceğimizi görmeye ihtiyacımız var. Hayattan keyif alabilmemiz için bazı zorluklardan geçmemiz gerekli.

Dinlenebilmek için önce yorulmamız, zevk alabilmemiz için de zaman zaman hayatta zorlanmamız gerekli.

Zorlanmak, güç durumlarda kalmak, yorulmak, emek vermek, disiplinli olmak hayattan zevk almak kadar önemli ve kıymetli. Hatta böyle durumlardan başarıyla geçebildiğini görmek başlı başına keyif  verici.

Bazen istiyoruz ki hayat hep bayram olsun, isteklerimiz kendiliğinden gerçekleşsin.

Yok öyle bir şey…

Karşımıza olanaklar, fırsatlar çıkacağı gibi, engeller, zorluklar da çıkacak. Bunu oyun bir parçası olarak baştan kabul edersek çok rahat ederiz ve zorluklara karşı kendimizi hazırlarız.

Tekrar edelim:

Karşımıza çıkan zorluklar bizim talihsizliğimiz değil, oyunun bir parçası.

Hayatın zaman zaman zor olabileceğini kabul etmek, içten içe güçlenmek de demek aynı zamanda.

İradeli olmak demek ise, iç gücümüzün aktif ve canlı olması demektir.

İnceleme Önerisi: Great Loom Palo Santo odaklanmayı kolaylaştırır.

  1. Esnek ol, kendini kabul et, her zaman yeniden başlamayı bil

Bizler iradeli olalım derken robot olalım demiyoruz elbette.

Zaaflarımız, güçsüzlüklerimiz bizim birer parçamız ve bizi biz yapan şeyler aynı zamanda.

Zaman zaman çizdiğimiz yoldan uzaklaşabiliriz, ama direksiyonu her zaman hedeflerimize doğru kırabiliriz; bu elimizde.

İnsanın kendisine devamlı sert davranması, sıkı kurallar içinde hayatını kendi elleriyle hapishane çevirmesi kendimize yapacağımız kötülük olur ancak.

Bazen de en büyük öğretmenimiz ve yol göstericimiz “yapamadıklarımız” olur. Yapamadıklarımız, bize bizimle ilgili çok şey söyler.

Aldığımız kararlar belki de bize uygun değil. Belki yöntemimizi değiştirmemiz ya da kararımızı gözden geçirmemiz gerekli.

İradeli olacağım diye hayata ve kendimize dar bir açıdan bakmamıza gerek yok.

Ve gelin bu dördüncü maddeden birinci maddeye dönelim tekrar.

Farkındalık, farkındalık, farkındalık diyoruz da başka bir şey demiyoruz…

 

 

Çağla Güngör

Yin Yoga ve Mindfulness Öğretmeni