, , , , , , ,

Çakraların Kulağına Fısıldadıkları

Rahat bir biçimde otur. Bağdaşta yerde ya da ayak tabanların yere gelecek şekilde sandalyede oturabilirsin.

Omurgan kendi doğal dikliğinde olsun, ensen uzun, çeneni çok hafifçe göğsüne doğru çek, başının tepe yukarı doğru uzasın.

İstersen uzanabilirsin…

Eğer uzanmışsan, dizlerini bük, ayak tabanlarını yere sağlam bir biçimde bas.

Çakraların sesini duymaya hazır mısın?

Ben senin kök çakranım

Burası yolculuğun başlangıç yeri…

Burası:

Hayatın, var olmanın, bedenselliğin, fiziksel ihtiyaçların, hayata güvenmenin, hayat tarafından desteklendiğini hissetmenin, bağ kurmanın, ailenin, bolluk, bereket hissinin merkezi.

Burası:

“Ben buradayım”, “Ben varım”, “Ben güvendeyim” demenin merkezi.

“Bedenimin bilgeliğine güveniyorum”

“Buradayım, ben gerçeğim, yaşıyorum, bu dünyada bir yerim var” diyebilmenin…

Bedeninde yaşamanın gereklerini yerine getirmenin merkezi…

Bedeninin fiziksel ihtiyaçlarını fark etmenin, bu ihtiyaçları zahmetsizce, neşe, sevgi ve şefkatle karşılamanın merkezi, tıpkı sevgi dolu bir ebeveynin yaptığı gibi.

Şimdi:

Dikkatini fiziksel bedenine getir. Ellerine, gövdene, boynuna, omurgana, kalçalarına, bacaklarına, ayak tabanlarına bak.

Senin bedenin, senin ellerin, senin gövden, senin boynun, senin omurgan, kalçan, bacakların, ayak tabanların…

Yüzünü hisset. Gözlerin, alnın, kaşların, kaşların ortası, burnun, çenen, ağzının içindeki dilini hisset.

Yüzün rahat mı?

Gerginlik var mı?

Fiziksel bedenini yumuşak ve telaşsız bir tavırla incele.

Ellerinle kollarına, bacaklarına, omuzlarına, yüzüne dokun

Gözlerini aç; gözlerinin gördükleri…

Kulaklarının duydukları…

Burnuna gelen koku, kokular…

Ağzının içindeki tat…

Bedeninin odanın ısısı ve giysilerin ile ilişkisi…

Bedenini fark et…

Dikkatini görünen bedeninden, iç bedenine yönelt.

Karnındaki hisler…

Kalp atışın…

Kan akışın…

Varlıklarını hissedemesen bile, kemiklerini, eklemlerini, kaburgalarını, karaciğerini, mideni, dalağını, böbreklerini, akciğerlerini, fasya dokunu, diyaframını zihninden geçir.

Bedenin dünya ile temas etmene aracılık ediyor.

Şimdi sen bedenin ile temas et.

Sor ona:

  • Nasıl hissediyorsun bedenim?
  • İyi misin, nasılsın?
  • Senin için ne yapabilirim?

Okuma Önerisi: Kök Çakra

Ben senin sakral çakranım

Dikkatini bedenine getir.

Rahat mısın? Bedeninde gergin bölgeler var mı?

Kendini nerede rahat hissedersin?

Bedenini rahat, kaygısızca neşeyle hareket ettirebilmek için neye ihtiyacın var?

Suya, hafif bir rüzgar esintisine? Belki de müziğe?

Nefes alışını ve verişini iç müziğin aslında, fark ettin mi?

Nasıl hissediyorsan nefesinin ritmine yansıyor.

Dikkatin şimdi nefes alışında verişinde.

Nefes alışın ve verişin ile bedenin hafif hafif hareket ediyor.

Bedenindeki bu hareketleri fark et.

Buradaki uyumu, çabasızlığı, rahatlığı…

Burun deliklerin yumuşak bir canlılık içinde…

Her bir nefes alışının ve verişinin sesini duy…

Nefes alışının ve verişinin keyfini çıkar.

Çünkü burası, sakral çakran keyif almanın merkezi.

En doğal eylemden başla zevk almaya…

Nefes alış, verişinden

Bedeninin belki dışarıdan bakıldığında görünmeyecek hareketlerinden…

Deniz nasıl devamlı devinim halindeyse, senin bedenin de aynı şekilde hep bir devinim, hareket içinde…

Hayatta kalmanı sağlayan nefesini fark et ve keyfini çıkar…

Kendini bir şey yapmayacak kadar güçsüz hissettiğinde bedeninin senin adına nefes alıp verdiğini bil.

Hep yumuşak, çabasız bir akış içindesin…

Hatırla, burası:

Hayattan zevk almayı, duygularımızı kabul etmeyi, zahmetsizce var olmayı öğrendiğimiz yer.

Tadını çıkar.

Okuma Önerisi: Sakral Çakra

Ben senin karın çakranım

Ben yapabilme gücünüm, iradenim. İç gücün, enerjin, bağımsızlığın, özgüveninim. Hayata attığın imzayım.

Dikkatini karnına getir. Karnın; bedeninin merkezi, buradaki hisleri fark et.

Belki rahat, belki gergin…

Belki tok, belki de aç…

Nasıl hissediyorsun?

Dış hayatta var olabilmek için sahip olman gereken tüm donanım bedeninde mevcut; organlarında, sinir sisteminde, hormonlarında, beyninde, kaslarında, omurganda…

İç gücün doğuştan var zaten…

Sen tam ve eksiksizsin.

Gücünü onurlandır.

Hiçbir şeyi erteleme…

Hiçbir şeyi gözünde büyütme..

İçindeki güç, tüm korkularını ve önünde durduğunu düşündüğün blokları alt etmeye yeterli.

Hayat seni bekliyor.

Okuma Önerisi: Karın Çakrası

Ben senin kalp çakranım

Ben senin içindeki yumuşaklık, şefkat ve sevgiyim.

Huzurun, dengen, ilişki kurabilme gücünüm.

Sevmekten ve sevilmekten korkma…

Sevilmeye ihtiyacından korkma…

Doğduğunda her bebek sevgiyle bakılmaya ihtiyaç duyar.

Bir bebeğe hayat veren en önemli şey sevgidir, şefkattir.

Senin de sevgin ve şefkatin sınırsız olsun.

Ve kendinden başla…

Kendini sevmekten, kendine şefkat göstermekten…

Unutma; kalbin senin evindir…

Evini havalandır, evinin pencerelerini aç, evin güneş görsün.

Kalbin yani evin neşe, huzur, dengeyle, sevgiyle dolsun.

Evin hayata hayat versin, evin sana can versin.

Okuma Önerisi: Kalp Çakrası

Ben senin boğaz çakranım

Varoluş yolculuğun ne çok aşamadan geçti…

Önce dünyaya geldin, sadece fiziksel ihtiyaçlarından ibarettin.

Daha sonra duygularını, istekleri, arzularını, dürtülerini keşfettin.

Defalarca düşe kalka emeklemeyi, yürümeyi öğrendin…Pes etmemeyi…

Öyle bir olgunluğa geldin ki sevmeyi öğrendin, şefkat göstermeyi, inceliği…

Artık kendi gerçeğini, kendi sesini, kendi iradeni hayata sunmanın vakti.

Burası hayat manifestonu sevgiyle, şefkatle, dürtüsellikten uzak bir şekilde dillendirmeyi öğrendiğin yer.

Kendi sesinden, kendi gerçeğinden korkmamayı öğrendiğin yer…

Ve başkalarının gerçeğine kalpten açık olmanın, başkalarının gerçeğini duyabilmenin yeri.

Burası, “Benim sesimin bu hayat içinde bir yeri var” diyebilmenin yeri.

“Benim sesim önemli” diyebilmenin.

Kendi sesini sevebilmenin…

“İçimdeki tüm yaratıcılığımla oluşturduğum sesimi, manifestomu hayata sevgiyle sunuyorum” diyebilmenin…

Okuma Önerisi: Boğaz Çakrası

Ben senin alın çakranım

Burası gerçeği yanılsamadan ayırmayı öğrendiğin yer…

Algının tamamen açık olduğu, her şeyi net, duru ve sakin bir biçimde görebildiğin…

Sınırlarını fark edebildiğin, korkmadan sınırların ötesine geçebildiğin.

Acemi zihni arkanda bıraktığın, simgesel görme gücüne ulaşabildiğin…

Enerji bedeninin tüm potansiyeline doğru yaklaşabildiğin…

Sezgilerine güvenebilmenin yeri.

Bu sezgiler o kadar gerçek ki…

Çünkü acemi zihninin korkularından, gürültüsünden, yargılarından uzakta bir yerdesin artık…

Artık korkusuzca şunları söyleyebiliyorum:

Her şeyi net olarak görüyorum.

İçimdeki bilgeliğe güveniyorum.

Sezgilerim güçlü…

Beni sınırlayan, kısıtlayan her şeyi fark edebiliyorum.

İstediğim geleceğimi hayal edebiliyorum.

Okuma Önerisi: Alın Çakrası

Ben senin taç çakranım

Yolun sonu mu?

Yoksa her şeyin yeniden başladığı yer mi?

Yolculuk boyunca tüm öğrendiklerin seni sen yaptı…

Artık biliyorsun ki, büyük, çok büyük bir gücün parçasısın.

Hem çok önemlisin, hem de değilsin.

Sen olmasaydın, dünya bu şekliyle olmazdı…

Sen olmadığında da dünya dönmeye devam edecek.

Burası kabulün, teslimiyetin, dünyayı öğretmenin olarak görmenin yeri.

Kendi iç bilgeliğin, bu büyük gücün bir parçası.

İç bilgeliğine, milyarlarca yıldır doğan ve batan güneşin, yeşeren, kuruyan ve tekrar yeşeren doğanın gücüne, muhteşem döngüye güven.

Tamsın, eksiksizsin.

Sen, sensin.

Okuma Önerisi: Tepe Çakra

Çakralarınla tanış: Çakra Testi

 

Çağla Güngör

Yin Yoga ve Mindfulness Öğretmeni